Bursa’da yamaç paraşütü keyfi

Yükseklik korkumu yenmek adına ilk olarak ödümü koparan Zeyniler’de, sonrasında Gürsu’da tandem uçma şansım oldu. İlk uçuşum felaketti. Hocam Mehmet Tülüoğlu panik olduğumu görünce gezintiyi kısa sürdürdü ama o anın tadına doyamadım. GoPro kamera ile her anınız kayıt altında. Uçuş ücretim 120 TL idi, buna kamera kayıtları da dahil. Bu civarlarda uçarsınız.

Benim hala yükseklik korkum var ama 1000 metrede uçtuktan sonra eskisi kadar kalmadığını söylemem lazım. En azından Uludağ’a çıkmak için teleferiğe binmemi hızlandıracak. Halen binmedim, yanımda biri lazım, tırsıyorum. (:

İnternet siteleri ve Facebook sayfaları var. Bir gün Bursa’ya gelirseniz veya Bursa’daysanız ve uçmak istiyorsanız onlara ulaşın.

Tıklayın.

13. İstanbul Film Festivali’nin izlenmesi gereken 10 filmi

Cnbc-e dergi stoğumun fotoğrafını çeksem sanırım şaşırırsınız. Bu kadar sevdiğim bir dergidir işte kendileri. Bir film izleyeceğim zaman ilk referansım bu dergi. Hele ki bağımsız film festivallerine dair paylaşımlarının tadına doyulmaz.

(daha&helliip;)

Naomi Watts ve en iyi 5 performansı

2014’te üç komedide oynamaya hazırlanan Britanya doğumlu Naomi Watts, Hollywood’un önde gelen kadın oyuncularından biri. En iyi beş performansını seçerken, bir o kadarını da dışarıda bırakmak zorunda kaldık. Watts’i bu ay Adore / Yasak Aşk’ta izleyeceğiz. (cnbc-e dergi)

(daha&helliip;)

Hemingway & Gellhorn

Hollywood yıldızları bu filmde buluştu.

Hemingway & Gellhorn, 1936 yılında gazeteci Martha Gellhorn ile yazar Ernest Hemingway’in Florida’da Key West barda tanışmalarıyla başlar. O sırada İspanya İç Savaşı, dünyadaki birçok aydını harekete geçirmiştir. Hemingway ve Gellhorn da ispanya’ya gidip uluslararası gönüllüler birliğine katılırlar. Savaşa tanık olup yazıya dökerlerken birbirlerine aşık olurlar. Hemingway, Çanlar Kimin için Çalıyor adlı romanıyla bu çalkantılı aşkı ölümsüzleştirir. Yönetmen, The Unbearable Lightness of Being ve Henry & June filmlerinden hatırlayacağınız Philip Kaufman. (cnbc-e dergi)

(daha&helliip;)

Şubat’ta güzel paylaşımlarımız olacak

Haftanın 5 günü eşşek gibi çalışıp 2 gün haftasonu olunca evde pek durasım gelmiyor. Dışarıda felaket bir lodos var, muhtemelen bugün bol yağmurlu bir Bursa göreceğiz. Buna rağmen makinamı alıp kaçacağım doğaya. Haftasonları bu nedenle bu aralar daha az paylaşım yapabiliyorum. Ocak ayını kapamadan bir kaç paylaşımım olacak elbette.

Şubat ayında ise elime yeni geçen yayınlardan alıntılara devam edeceğiz. Yine multimedya olarak paylaşımlarım olacak. Daha büyük montanlı paylaşımlar olacak bunlar. Günün yorgunluğunu paylaşım yaparak atacağız. Bunun için de sanırım Google Drive kullanacağım.

Bizans’ta bir Türk: Çaka Bey

Varangianların Bizans’ı koruyan paralı askerler olarak bulunduğu 11. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’da bir de Türk beyi vardı ve bambaşka bir tutkunun, bir düşün peşindeydi: Bizans İmparatoru olmak… Tarihte Çaka Bey adıyla tanıdığımız bu Türk savaşçısı, Malazgirt Savaşı’ndan sonra Batı Anadolu’ya ulaşan ilk Türk komutanlarındandı. Henüz çok genç yaşında Bizans’a tutsak düştü ve İstanbul’a götürüldü. Bizanslı tarihçi Arma Komnena, “Aleksiad” adlı yapıtında, Çaka Bey’in bir Bizans komutanına şöyle dediğini yazar. (Atlas Tarih)

(daha&helliip;)

Cumhurbaşkanlığı forsunu çizen adam – Hüsnü Tengüz

Merkezde güneş ve çevresindeki 16 yıldızdan oluşan bölüme ” Cumhurbaşkanlığı Arması”, Türk Bayrağı üzerine Cumhurbaşkanlığı Arması’nın işlenmiş haline ise “Cumhurbaşkanlığı Forsu” denilmektedir. Cumhurbaşkanlığının resmi sitesinde “… forsun bugünkü biçimiyle ilk kez hangi dayanağa bağlı olarak ve hangi gerekçelerle kabul edildiği ve kullanılmaya başlanıldığına ilişkin resmî bir kayıt ve belge saptanamamıştır” olarak kaydedilmiştir. Forsu resmî anlamda düzenleyen ilk belge 22 Ekim 1925’te çıkarılan Sancak Talimatnamesi ‘dır. Bu talimatnamede Cumhurbaşkanlığı Forsu’nun tanımı yapılmıştır. 14 Eylül 1937 tarihinde 2/ 7175 sayılı kararname ile Türk Bayrağı Nizamnamesi’nin 36. maddesinin gönderme yaptığı ekte, Cumhurbaşkanlığı Forsu’ndaki güneş ışınlarının 10 tanesinin oval, 10 tanesinin sivri olduğu belirtilmiştir.( Atlas Tarih)

(daha&helliip;)

Sultan’a suikast

Tarih tekerrürden mi ibarettir, tekerrür olsaydı tarih olur muydu sorularına yanıt ararken, sorulara verilecek yanıtı kolaylaştıracak bir olayı naklederek yanıtı biraz kolaylaştırmak istedik. Sebepleri, işbirlikçileri, destekçileri, hazırlıkları, oluş biçimi, tespit edilmesi, yargılaması, yargılama sonrası dış dünyadan gelen tepkileri ve yargılama sonuçlarının yok sayılmasıyla bugün yaşananlarla neredeyse birebir bir olay. Yaklaşık 110 yıl önce yaşanmış bir olayın, Sultan II. Abdülhamit’e düzenlenen suikastın araştırılması, sorgusundaki titizlik değil sadece, kahramanlarının bugünkü karşılıkları ile benzerliği de ‘tarih mi tekerrür mü’ sorusuna yanıt vermenizi kolaylaştırıyor.(Bursa’da Zaman Nisan 2014)

(daha&helliip;)